Türkiye Sigorta Sektöründe 2026 Öncesi Yeni Dönem: Şirketler Hızdan Çok Dayanıklılığa Odaklanıyor
Türkiye sigorta sektörü, 2025 yılının kapanışı ve 2026’ya yaklaşan süreçte büyüme anlayışını yeniden tanımlayan bir evreye girmiş durumda. Son dönemde sektör içinden gelen açıklamalar, finansal tablolar ve regülasyon adımları; sigorta şirketlerinin artık sadece prim artışına odaklanan bir yapıdan uzaklaştığını gösteriyor. Yerini ise daha temkinli, daha analitik ve daha sürdürülebilir bir büyüme modeli alıyor.
Özellikle son iki yılda artan hasar frekansları, ekonomik belirsizlikler ve reasürans maliyetlerindeki yükseliş, sigorta şirketlerinin risk iştahını yeniden gözden geçirmesine neden oldu. Bu süreçte birçok şirket, portföy yapısını yeniden düzenleyerek yüksek riskli alanlarda daha seçici davranmaya başladı. Teknik kârlılık, uzun vadeli sermaye gücü ve bilanço dayanıklılığı, büyüme hızının önüne geçen temel kriterler haline geldi.
Sektörün genel görünümünde dikkat çeken başlıklardan biri de sermaye yeterliliğine verilen önemin artması. Şirketler, sadece mevcut yükümlülüklerini karşılayabilecek seviyede değil, olası ekonomik ve sektörel şoklara karşı da güçlü kalabilecek sermaye yapıları oluşturmayı hedefliyor. Bu yaklaşım, sigortacılığın güven temelli yapısı açısından kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor.
Bireysel branşlarda ise müşteri beklentilerinin değiştiği net biçimde görülüyor. Fiyat odaklı tercihler yerini, hizmet kalitesi, hasar süreci yönetimi ve erişilebilirlik gibi unsurlara bırakıyor. Dijitalleşme yatırımları, mobil uygulamalar ve hızlı hasar çözümleri bu dönüşümün en görünür parçaları arasında yer alıyor. Sigorta şirketleri, rekabeti sadece fiyat üzerinden değil, deneyim üzerinden yönetmeye çalışıyor.
Bireysel emeklilik ve tasarruf tarafında da benzer bir olgunlaşma süreci yaşanıyor. Katılımcı sayısındaki artış sürerken, sistemin yalnızca teşviklerle değil uzun vadeli yatırım disiplini ve fon performansı ile değerlendirilmesi, sektörün finansal okuryazarlık açısından daha güçlü bir zemine oturduğunu gösteriyor.
2026’ya yaklaşırken sektör profesyonelleri, önümüzdeki dönemin “hızlı büyüme” değil; dengeyi koruyan, riskleri doğru yöneten ve uzun vadeli güven inşa eden şirketlerin öne çıktığı bir dönem olacağı konusunda ortak görüş bildiriyor. Bu tablo, sigorta sektörünün daha kurumsal, daha şeffaf ve daha sürdürülebilir bir yapıya evrildiğini ortaya koyuyor.
