SEDDK Başkanı Davut Menteş, sigorta ve bireysel emeklilik sektörünün 2025 yılını reel büyümeyle kapattığını belirterek, 2026 yılında da finansal disiplin, dayanıklılık ve sürdürülebilirlik ekseninde güçlü bir büyüme ivmesinin korunacağını ifade etti.
Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) Başkanı Davut Menteş’in yaptığı son değerlendirmeler, Türkiye sigorta sektörünün son iki yılda yakaladığı performansın geçici değil, yapısal bir güçlenmeye işaret ettiğini ortaya koyuyor. 2025 yılına ait göstergeler, sektörün hem ekonomik dalgalanmalara hem de küresel risklere rağmen büyümesini reel olarak sürdürdüğünü gösteriyor.
Menteş’in değerlendirmelerinde öne çıkan temel başlıklardan biri, sektörün yalnızca prim üretiminde değil; aktif büyüklük ve özkaynak yapısında da güçlü bir artış yakalaması oldu. Bu tablo, sigorta şirketlerinin satış odaklı büyümenin ötesine geçerek bilanço gücü, sermaye yeterliliği ve risk yönetimini daha fazla önemseyen bir yapıya evrildiğini gösteriyor.
SEDDK’nın son dönemde hayata geçirdiği düzenlemeler ve denetim uygulamalarının, sektörün finansal disiplinini artırdığına dikkat çekilirken; bu adımların şirketlerin uzun vadeli dayanıklılığını güçlendirdiği vurgulanıyor. Sektörde daha seçici risk kabulü, daha dengeli fiyatlama ve teknik kârlılığa odaklanan yaklaşımlar bu sürecin doğal bir sonucu olarak öne çıkıyor.
Bireysel emeklilik tarafında da büyüme eğiliminin devam etmesi, sektörün yalnızca sigortacılık faaliyetleriyle sınırlı kalmadığını; uzun vadeli tasarruf ve yatırım sistemleri açısından da toplumda karşılık bulduğunu gösteriyor. Katılımcı sayısındaki artış ve fon büyüklüğündeki yükseliş, BES’in giderek daha geniş bir kitle tarafından benimsendiğine işaret ediyor.
2026 yılına ilişkin beklentiler ise daha temkinli ama daha sağlam bir büyüme perspektifine dayanıyor. Sektörün önümüzdeki dönemde; hızlı prim artışından ziyade sürdürülebilir kârlılık, güçlü sermaye yapısı ve müşteri odaklı ürün geliştirme başlıklarına yoğunlaşması bekleniyor. Bu yaklaşım, sigorta sektörünün hem ekonomik şoklara karşı direncini artırıyor hem de uzun vadeli güven ortamını destekliy
